MUHAFIZ’ın ilk cümlelerini yazacağım gece… Üsküdar’da, Kuşkonmaz’ın eteğinde. Muhafız'ın ilk cümlelerini yazacağım gece... Üsküdar'da, Kuşkonmaz'ın eteğinde. Eylül mevsimi. Yerde dolunay, gökte hilal... Aradım Belediye Reisini. "Köprünün ışıkları yansın!" diye rica ettim. Susamsız simitle doyurduğum martıdan, Şehir Atları İşletmesine haber yolladım. "Benim için bir vapur akıtın boğazda" diye. "Ses versin, selam göndersin, selam istesin!" Hava Yolları sağ olsun, kırmadılar beni. Peş peşe uçurdular kanatlıları. Biri durdu, biri gitti; biri, öbürüné yol verdi, sırasını bekledi. O ara ocakta çay da demlendi, dinlendi. Hizmetkâra seslendim: "Dindir bizi çırak! Sevdamızı tazele!" Karakaşlı, al yanaklı, berrak bakışlı, ince belli yâr koynuma dolandı. Çaylak çırak bakışlarını kıskandı. Gerisi artık mahrem, nar-çile ile benim aramda... Yine, kitaba yazılmayacak ilk satırları okudum ona, sadece ona... Sır açığa çıktıkça ağladı, fokurdadı. Gönlüm deşildi ya bir kez, kafam dumanlandı. Ben coştum, boğaz dalgalandı. Gerisi mahrem, nar-çile ile benim aramda. Not: Belediye Reisine müteşekkirim. O gece köprünün ışıkları sabaha kadar yandı. Hava Yolları, bunca gel-git varken şehrin üstüné niye dinlenme tesisi kurmuyor diye düşünmeden edemedim, kafam dumanlı... Ya Şehir Atları! Üç vapur geçti önümden; üç selam aldım, üç selam yolladım. Biri günahımın affı için Rabbime, biri gecemi aydınlatan hilale, biri de... Vesselam...
|